<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Biber Hapı Sipariş</title>
	<atom:link href="http://www.biberhapitr.gen.tr/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.biberhapitr.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Jul 2010 11:36:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Menapoza özel bir beslenme uygulaması</title>
		<link>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=49</link>
		<comments>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=49#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2010 11:36:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[Kadınlarda fizyolojik ve psikolojik birçok değişimin yaşandığı menopoz dönemi özel bir beslenme tarzını gerektirir. Sürdürülen beslenme rejiminde yağ oranına özen gösterilmeli, doymuş yağ tüketimi en aza indirilmelidir. Zeytinyağı ve diğer sıvı yağlar beraber kullanılmalıdır. Yeterli oranda kalsiyum alınmalıdır. Kalsiyum alımı her yaş döneminde önemli olmakla birlikte 60 yaşından sonra kalsiyum emilimi azalmaktadır. Menapoz dönemi için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda fizyolojik ve psikolojik birçok değişimin yaşandığı menopoz dönemi özel bir beslenme tarzını gerektirir. Sürdürülen beslenme rejiminde yağ oranına özen gösterilmeli, doymuş yağ tüketimi en aza indirilmelidir. Zeytinyağı ve diğer sıvı yağlar beraber kullanılmalıdır. Yeterli oranda kalsiyum alınmalıdır. Kalsiyum alımı her yaş döneminde önemli olmakla birlikte 60 yaşından sonra kalsiyum emilimi azalmaktadır. Menapoz dönemi için günlük 2 su bardağı kadar az yağlı süt veya yoğurt yenilmesi önerilebilir. Bu dönemde yüksek protein alımından kaçınılmalıdır. Çünkü yüksek protein alımı idrar ile kalsiyum atımını artırırır, ayrıca proteinden zengin besinler yağ ve kolesterolden de zengindirler. Hareketsizlik ve sigara içimi de menapoz dönemi için tehlikedir ve os-teoporoz riskini artırır. Güneşli havalarda yapılan yürüyüşler ile hem hareket sağlanır, hem de D vitamini normal düzeyde tutulur. Aşırı tuz alımından kaçınılmalı, alkol kesinlikle tüketilmemelidir. Diyetin sebze ve meyve ağırlıklı olması tercih edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biberhapitr.gen.tr/?feed=rss2&amp;p=49</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gece yemekleri daha çok mu şişmanlatır</title>
		<link>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=46</link>
		<comments>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=46#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2010 12:16:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[Geceleri yemek yeme alışkanlığım var. Gece yemekleri daha çok mu şişmanlatır? Kilo almada ne yediğiniz kadar, ne zaman yediğiniz de önem taşıyor. Yapılan bir araştırmada, insanların en çok, gece atıştırmaları nedeniyle kilo aldıkları ortaya çıktı. Tüm canlılar gibi insanların bünyesinde de birçok olay ritmik değişimler gösterir. Yani her insanın bünyesi sabah ile akşam arasında bazı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geceleri yemek yeme alışkanlığım var. Gece yemekleri daha çok mu şişmanlatır?</p>
<p>Kilo almada ne yediğiniz kadar, ne zaman yediğiniz de önem taşıyor. Yapılan bir araştırmada, insanların en çok, gece atıştırmaları nedeniyle kilo aldıkları ortaya çıktı. Tüm canlılar gibi insanların bünyesinde de birçok olay ritmik değişimler gösterir. Yani her insanın bünyesi sabah ile akşam arasında bazı farklar gösterir. Bünyede bulunan kortikosteroid, epinef-rin ve ensülin gibi hormonlar metabolizmanın farklı çalışmasını sağlıyor. İşte bunun bir sonucu olarak, insan bünyesi, gece yenilen yemekleri daha az yakıyor, depolamak zorunda kalıyor. Yemeğini geç saatlerde ya da geceleri kalkıp buzdolabından bir şeyler atıştırmak alışkanlığı olanlar kaçınılmaz olarak kilo alıyorlar. Kilo ile sorunu olanların bu özelliğe dikkat etmelerinde önem var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biberhapitr.gen.tr/?feed=rss2&amp;p=46</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğayı Keşfedin, Kilo Verin</title>
		<link>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=44</link>
		<comments>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=44#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 11:03:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli bir şekilde spor]]></category>
		<category><![CDATA[lida fx15 kapsülleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Daha önce bu site üzerinden yayınlanan makaleler yoluyla sizlere diyet ve kilo verme konusunda önemli bilgiler vermiştik, ancak bunların arasından en önemli 3 tanesini seçmek gerekise bunların, ciddi ve güzel yapılmış bir diyet programı uygulamak, lida fx 15 kapsülleri adı ile bilinen ve kilo vermeye yardımcı aynı zamanda da hiç bir şekilde yan etkisi bulunmayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce bu site üzerinden yayınlanan makaleler yoluyla sizlere diyet ve kilo verme konusunda önemli bilgiler vermiştik, ancak bunların arasından en önemli 3 tanesini seçmek gerekise bunların, ciddi ve güzel yapılmış bir diyet programı uygulamak, lida fx 15 kapsülleri adı ile bilinen ve kilo vermeye yardımcı aynı zamanda da hiç bir şekilde yan etkisi bulunmayan kapsülleri kullanmak ve düzenli bir şekilde spor yapmak olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>      <span id="more-44"></span>Eğer sizin de düzenli bir şekilde spor merkezinde spor yapacak vaktiniz ve imkanınız yoksa, kendi başınıza ve doğada da spor yapabiliriz. Doğada spor yapmanın belki de en büyük avantajı oksijeni daha fazla alacak olnaız ve bu sayede de sağlığınız için sporun daha faydalı olacak olmasıdır. Ancak bunun için kendinizi spor yapmaya şartlamanız ve her gün düzenli olarak spor yapmanız gerekir, ancak bu şekilde en iyi sonuçları elde edebilirsiniz. Ayrıca düzenli olarak spor yapmanın yanında  lida fx 15 ürünlerini de mutlaka diyetin yanında destekleyici olarak kullanmalısınız. Tamamen doğal olan ve içerisinde hiç bir şekilde kimyasal içerik olan lida fx 15 kapsülleri sizin daha sağlıklı bir diyet yapmanıza ve aynı zamanda daha sağlıklı bir şekilde yaşamanıza katkı sağlar. Bu yüzden hiç bir şekilde yan etkisi olmayan lida fx 15 kapsüllerini gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biberhapitr.gen.tr/?feed=rss2&amp;p=44</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet Öncesi</title>
		<link>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=42</link>
		<comments>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=42#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 May 2010 21:51:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biber Hapı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=42</guid>
		<description><![CDATA[Ruhi durumunuzda değişiklikler, hassas memeler, karında şişkinlik, yemek yemeye aşırı istek, yorgunluk, sinirlilik ve depresyon. Eğer bu problemlerden bir kısmını veya hepsini aylık reglinizden evvel yaşıyorsanız, adet öncesi sendromunuz (PMS) olabilir. Adet gören kadınların tahminen yüzde 70 ile 90 kadarında bir tür PMS bulunmaktadır. Bu problemlerin, 20�li 30�lu yaşlarında olan kadınlarda daha fazla sıkıntı yaratması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ruhi durumunuzda değişiklikler, hassas memeler, karında şişkinlik, yemek yemeye aşırı istek, yorgunluk, sinirlilik ve depresyon. Eğer bu problemlerden bir kısmını veya hepsini aylık reglinizden evvel yaşıyorsanız, adet öncesi sendromunuz (PMS) olabilir. </p>
<p>Adet gören kadınların tahminen yüzde 70 ile 90 kadarında bir tür PMS bulunmaktadır. Bu problemlerin, 20�li 30�lu yaşlarında olan kadınlarda daha fazla sıkıntı yaratması olasıdır; tekrarlamaya yatkındır. Ancak fiziki veya duygusal değişiklikler her adet döneminde daha fazla ya da daha az yoğunlukta olabilir. </p>
<p>Gene de, bu problemlerin hayatınızı kontrol etmesine izin vermeyin. Son yıllarda, PMS hakkında çok şey öğrenilmiştir. Tedaviler ve hayat tarzında yapılacak ayarlamalar, bulgu ya da belirtilerinizi azaltma veya idare etmenizde size yardımcı </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biberhapitr.gen.tr/?feed=rss2&amp;p=42</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolesterol Tedavisi</title>
		<link>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=41</link>
		<comments>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=41#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 21:07:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biberhapitr.gen.tr/kolesterol-tedavisi.html</guid>
		<description><![CDATA[Kolesterol, beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar, kaslar, karaciğer başta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunan ve yaşam için gerekli olan bir çeşit yağdır. Kolesterol vücutta hormon kortizon, seks hormonu, D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerinin sentezlenmesinde kullanılır… İyi Kolesterol ve Kötü Kolesterol Kolesterol kan dolaşımında serbest olarak dolaşmaz. Bunlar proteinlere bağlı olarak kan içinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kolesterol, beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar, kaslar, karaciğer başta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunan ve yaşam için gerekli olan bir çeşit yağdır. Kolesterol vücutta hormon kortizon, seks hormonu, D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerinin sentezlenmesinde kullanılır… İyi Kolesterol ve Kötü Kolesterol</p>
<p>Kolesterol kan dolaşımında serbest olarak dolaşmaz. Bunlar proteinlere bağlı olarak kan içinde taşınırlar. Kolesterol, kanda çözünmesi ve taşınması için karaciğerde bir protein ile birleştirilir. Bu kolesterol ile protein birleşimine lipoprotein adı verilir. Bu lipoproteinlerin çeşitleri vardır.</p>
<p>Düşük yoğunluklu lipoproteinler Low-Density Lipoproteins = LDL: Kan kolesterolünün yaklaşık olarak 70ini taşımaktadırlar. Kan damarları duvarlarına girebilmek için yeterince küçüktürler ve damarlara zarar verirler. Kötü kolesterol olarak da adlandırılırlar.</p>
<p>Yüksek yoğunluklu lipoproteinler High-Density Lipoproteins = HDL: Vücudun kullanamadığı yağı karaciğerden safraya boşaltmak üzere taşır. Kolesterolün bir cins ters naklini yaptığı için iyi kolesterol olarak adlandırılır.</p>
<p>Eğer kanda fazla miktarda kolesterol varsa, kolesterol akyuvarlar, kan pıhtısı, kalsiyum… gibi maddelerle beraber kan damarlarının duvarlarında birikir ve kan damarlarının sertleşmesine, daralmasına ateroskleroz yol açar. Halk arasında bu olay, damar sertliği ya da damar kireçlenmesi olarak bilinmektedir.</p>
<p>Kanda kolesterol ve LDL-kolesterolün yüksek olması hastalar için yüksek risk oluşturmaktadır. Ayrıca HDL-kolesterolün düşük olması da bir risktir. Bu riske sahip hastalarda, kalp krizi, felç, damar tıkanıklığı, böbrek yetersizliği gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığı artmaktadır. Türk Kardiyoloji Derneği<br />
in araştırmalarına göre ülkemizde 9 milyon kişinin kolesterol düzeyi sınır değerlerin üzerinde bulunuyor. Kalıtımsal olarak ülkemizde iyi kolesterol düzeyinin de düşük olması kalp hastalıkları açısından önemli bir risk yaratıyor. Türk Kalp Çalışmasından elde edilen veriler, Türk toplumundaki erkeklerin 70inden fazlasında ve kadınların yaklaşık 50sinde HDL-kolesterolün 40 mg/dl<br />
in altında olduğunu göstermektedir.</p>
<p>20 yaşın üzerindeki kişilerde, kan kolesterol düzeylerinin 200 mg/dl<br />
in altında olması, kan LDL-kolesterol düzeylerinin 130 mg/dl<br />
in altında olması ve kan HDL-kolesterol düzeylerinin de 40 mg/dl<br />
in üzerinde olması istenilen değerlerdir. Kolesterol > 200 mg/dl ya da LDL-kolesterol > 130 mg/dl ya da HDL-kolesterol < 40 mg/dl ise kalp damar hastalıkları RİSKİ FAZLADIR. İyi kolesterol olan HDL-kolesterolün düzeylerindeki artış bu riski azaltmaktadır.</p>
<p>Kanda kolesterolün yüksek olması, yağ metabolizması bozukluğunun olduğunu gösterir. Yağ metabolizması bozukluğundan şüphe edilen bir hastada yapılması gereken işlem, kan alınarak öncelikle total kolesterol, LDL-kolesterol, HDL-kolesterol ve trigliserid düzeylerinin ölçülmesidir.</p>
<p>Kolesterol Neden Artar?</p>
<p>Kanda kolesterol düzeyini etkileyen çok sayıda faktör vardır. Bu faktörlerin bazıları değiştirilebilir niteliktedir.</p>
<p>Kolesterol düzeyini etkileyen faktörler:</p>
<p>Kalıtımsal faktörler</p>
<p>Yediğimiz gıdalar</p>
<p>Şişmanlık</p>
<p>Yaşam tarzı</p>
<p>Yaş</p>
<p>Diyabet</p>
<p>Yüksek tansiyon</p>
<p>Bazı böbrek ve tiroid hastalıkları</p>
<p>Sigara</p>
<p>Stres gibi faktörler kolesterolü ve kötü kolesterolü LDL-kolesterol yükseltir.</p>
<p>Genler: Kalıtım kolesterol seviyeleri üzerinde önemli bir etkendir. Araştırmacılar aile ile ilişkili hiperkolesterolemi ve diğer ailevi kolesterol bozukluklarından dolayı tüm dünyada her yıl 10 milyon orta yaşlı insanın öldüğüne inanmaktadırlar. Bu sebeple ailenin tıbbi öyküsünün bilinmesi önemlidir. Ailede erken yaşlarda geçirilmiş kalp krizi veya kalp krizine bağlı ölüm öyküsü varsa koroner arter hastalığı veya yüksek kolesterol riski ailevi olarak artmaktadır.</p>
<p>Yağlı yiyecekler: Eğer yağlı yiyecekleri çok fazla tüketiyorsanız kanınızdaki LDL seviyeleri yükselecektir. Kolesterol et, peynir gibi hayvansal gıdalarda ve hazır gıdalarda çokça bulunur. Bunları tükettiğinizde vücudunuz daha çok doymuş yağ ve kolesterol emer.</p>
<p>Aşırı kilo: Ciddi derecede şişman kişilerin kanlarında kolesterol ve trigliserid miktarları oldukça yüksektir. Amerikan Kalp Birliği aşırı şişmanlığı kalp-damar hastalıkları açısından büyük risk faktör olarak kabul etmektedir, çünkü aşırı şişman kişiler hareketsizdirler ve beslenme alışkanlıklarında yağlı yiyeceklerin payı çok yüksektir.</p>
<p>Hareketsiz yaşam tarzı: Diyet kadar önemli bir risk faktörüdür. İstatistikler fiziksel aktivite ile kolesterol düzeyleri arasında direkt ilişki olduğunu göstermektedir. Fiziksel aktivitesi az olan kişilerde HDL-kolesterol düşük, LDL-kolesterol ise yüksektir. Düzenli olarak egzersiz yapmak iyi kolesterolü artırmaktadır.</p>
<p>Yaşlanma: Yaşın artmasıyla beraber genellikle kolesterol düzeylerinde de artış görülür. Kolesterol düzeyleri 20 yaşından itibaren orta yaşlara kadar her 5 yılda bir ölçülmelidir. 45 yaş ve daha üstündeki erkekler, 55 yaş ve daha üstündeki bayanlar her yıl kolesterol seviyelerini ölçtürmelidirler. Erkeklerde 45 yaş ve üzerinde yüksek LDL-kolesterol düzeyleri görülme sıklığı artar. Kadınlarda ise menapozu izleyen dönemlerde kolesterol seviyesinde belirgin artış görülür. Ancak hormon tedavisi yapılan kadınlarda kolesterol düzeyleri azalmaktadır.</p>
<p>Uzun Süreli Hastalıklar: Kronik hastalıklar yüksek kolesterole neden olabilirler. Çalışmalar diyabet, böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları ve hipotiroidi<br />
in kandaki lipoprotein dengesini değiştirdiğini ve kardiyovasküler hastalık riskini artırdığını göstermiştir. Yüksek kan basıncı hipertansiyon damar yapılarında değişiklikler oluşmasına neden olur ve kalp damar hastalıkları riskini artırır. Bazı tansiyon ilaçları LDL-kolesterol ve trigliseridleri artırıp HDL-kolesterolü düşürebilir. Kontrollere önem vermek gereklidir.</p>
<p>Sigara: Sigara içenler yüksek kolesterol seviyeleri açısından risk grubundadırlar. Sigara içenlerin damar duvarlarının yüzeylerinde düzensizlikler oluşur ve bu düzensiz yüzey daha çok yağ tutulumuna sebep olur. Sigara içenlerde HDL-kolesterol miktarları yaklaşık olarak 15 azalmaktadır. Düşük HDL-kolesterol düzeyleri ile tütünün toksik etkileri bir araya geldiğinde kalp krizi riskinin arttığı görülmektedir.</p>
<p>Stres: Stres ve yüksek kolesterol düzeyleri arasındaki ilişki henüz kanıtlanmış değildir. Stres altındaki insanların kendilerini, yiyecek, alkol ve tütün tüketimini arttırarak teselli ettikleri tahmin edilmektedir; bunun da kolesterol düzeylerini olumsuz etkilediği düşünülmektedir.</p>
<p>Yüksek Kolesterolün Vücudumuza Verdiği Zararlar</p>
<p>Kanda aşırı miktarda bulunan kolesterol, yıllar içinde yavaş yavaş damarların duvarında birikmeye başlar. Bu birikim sonucu damarlarda daralma, tıkanma ortaya çıkar. Bu hasarlı damarların oksijen taşıdığı organlar da zarar görme eğilimindedir ve buna bağlı olarak ilgili organlarda hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Yüksek kolesterolün vücudumuza verdiği zararlar kısa sürede karşımıza çıkmazlar, aksine uzun dönemde etkilerini göstermeye başlarlar ve bazen de tedavi için geç kalınmış olabilir.</p>
<p>Kalbi besleyen damarlar yani koroner arterlerde kolesterol birikimi, bu damarlarda tıkanma ve daralmanın sonucu, göğüs ağrısı, kalp krizi ve kalp yetersizliği gibi sorunlara neden olur. Bunların sonucu, hasta koroner by-pass ameliyatı cerrahi olarak darlığın ortadan kaldırılması ya da anjiyoplasti daralmış koroner arterin balonla genişletilmesi işlemine ihtiyaç duyabilir. Beyni besleyen boyun damarlarında kolesterol birikimi olması, felçlere, konuşma bozukluklarına, dengesiz yürümeye, bilinç kaybına yol açabilir. Böbrek damarlarında kolesterol birikimi, yüksek tansiyon ve böbrek yetersizliğine yol açabilir. Ana atardamarda yani aortta kolesterol birikimi de tehlikelidir. Buradan kopan kolesterol birikintileri, daha küçük damarları tıkayarak çok değişik sorunlara yol açabilirler: Bağırsağı besleyen damarları tıkayarak bağırsak ölümüne, göz damarlarını tıkayarak körlüğe, bacak damarlarını tıkayarak kangrene yol açabilirler.</p>
<p>Tedavi Prensipleri</p>
<p>Yüksek kolesterolün kontrol altına alınması ile yaşam süresinin uzadığı, kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin azaldığı ve kalıcı sakatlıkların önlendiği kesin olarak gösterilmiştir. Kolesterol yüksekliğine ilaveten şişmanlık, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, sigara gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin tedavisi de planlanmalıdır.</p>
<p>Tedavi iki aşamada gerçekleştirilir:</p>
<p>1. İlaçsız tedavi<br />
2. İlaç tedavisi</p>
<p>Her hasta için farklı tedavi uygulanabilir. İlaçsız tedaviler kesinlikle ihmal edilmemeli ve özenle sürdürülmelidir. İlaç tedavisi, kesinlikle doktor denetiminde olmalıdır.</p>
<p>1. İlaçsız tedaviler alışılmış yaşam düzeninin değiştirilmesi olarak da düşünülebilir. Yüksek kolesterol tedavisinde hastaların önem vermeleri gereken konulardan biri ilaçsız tedavilerdir ve kesinlikle ihmal edilmemelidir. İlaçsız tedavilerde yapılan ihmal, kolesterol düşürmek amacı ile kullanılan ilaçların başarısını da azaltır.</p>
<p>İlaçsız tedavilerin başında, beslenme alışkanlığının değiştirilmesi gelir. Yüksek kolesterol tedavisinin olmazsa olmaz koşuludur. Vücut, gereksinimi olan kolesterolü kendisi üretebildiği için, diyetle kolesterol almaya gerek yoktur. Beslenme konusunda tedavi planı, beslenme uzmanı ile birlikte yapılmalıdır. Doymuş yağlardan ve kolesterolden fakir diyet seçilmelidir. Sıvı yağlarda doymamış yağ daha fazladır, bu nedenle sıvı yağlar tercih edilmelidir. Genel olarak sebze, meyve ve hububat tercih edilmelidir. Kızartmalardan kaçınılmalı ve tercihen kırmızı et yerine beyaz et tüketilmelidir. Karaciğer, böbrek ve beyin gibi kolesterolü fazla olan etlerden uzak durulmalıdır. Yüksek tansiyonu bulunan hastaların tuzu azaltmaları gereklidir. Gıdaların yağ ve kalori içeriklerine de dikkat edilmelidir. Yağı azaltılmış peynir, süt tercih edilmelidir. Diyet peynir, diyet süt kullanılsa bile bunların sınırlı miktarda tüketilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Sigara kesinlikle bırakılmalıdır. Sigara da kolesterol yüksekliği gibi bir kardiyovasküler risk faktörüdür. Sigara ayrıca, akciğer kanseri, akciğer hastalığı, beyin kanaması ve birçok kansere de zemin hazırlar.</p>
<p>Hastada yüksek tansiyon varsa, yüksek tansiyon tedavisinde geçerli olan ilaç dışı tedaviler ihmal edilmemelidir. Yüksek tansiyon ve kolesterol yüksekliğinde uygulanan ilaç dışı tedaviler birbirine benzerlik gösterir. Yüksek tansiyonlu hastalarda, beslenme ile alınan tuzun da azaltılması gerekir.</p>
<p>Şeker hastalığı kontrol altına alınmalıdır. İnsülin kullanmak gerekiyorsa kaçınılmamalıdır.</p>
<p>Şişmanlık kesinlikle kontrol altına alınmalıdır.</p>
<p>Düzenli egzersiz HDL-kolesterolü iyi kolesterol yükseltir, LDL-kolesterolü kötü kolesterol düşürür. Hastalar düzenli egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirmelidirler. Haftada en az 3 tercihen 5 kez, 30-45 dakika süre ile yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklete binme gibi sporlar yapılmalıdır.</p>
<p>Alkol, HDL-kolesterolü yükseltir, ancak alkolün insan sağlığı ve sosyal yaşantı üzerine çok sayıda olumsuz etkisi olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, alkol alımı kesinlikle sınırlandırılmalıdır. İzin verilen etil alkol miktarı, erkeklerde günde 30 ml, kadınlarda günde 15 mldir.</p>
<p>2. İlaç tedavisinde kullanılan ilaçlar, yağ metabolizmasındaki bozuklukların düzenlenmesi amacıyla geliştirilmişlerdir.</p>
<p>Statinler: Kolesterol düşürücü tedavide uzun yıllar boyunca yapılmış çalışmalarla etkinlik ve güvenliliklerini kanıtlamış statinler çok yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Kötü kolesterolü düşürmenin ve iyi kolesterolü artırmanın yanı sıra bu ilaçlar, yüksek kolesterol düzeyleri ile ilişkili kardiyovasküler olayları da azaltmaktadırlar.</p>
<p>Safra asidi bağlayıcı reçineler</p>
<p>Nikotinik asit</p>
<p>Fibratlar</p>
<p>Bu ilaçlara ne zaman başlanacağı, ne kadar süre kullanılacağı ve hedef kolesterol, LDL-kolesterol, trigliserid düzeyleri, kesinlikle doktor denetiminde olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biberhapitr.gen.tr/?feed=rss2&amp;p=41</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her gün greyfurt yemek zayıflatıyor?</title>
		<link>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=40</link>
		<comments>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=40#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 18:21:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biberhapitr.gen.tr/her-gun-greyfurt-yemek-zayiflatiyor.html</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere’de yapılan bir araştırma, günde fazladan 14 gram lif tüketenlerin kalori alımını yüzde 10 azalttıklarını gösteriyor. Her yemekle birlikte yarım greyfurt yemek de haftada 450 gram zayıflamaya yardımcı oluyor. Çünkü greyfurt, yağ depolayan insülin hormonunu düzenliyor. Lif bakımından zengin sebzelerin başında lahana, kıvırcık, kabak, mısır ve enginar geliyor. Ehow.com isimli internet sitesinde yer alan habere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere’de yapılan bir araştırma, günde fazladan 14 gram lif tüketenlerin kalori alımını yüzde 10 azalttıklarını gösteriyor. Her yemekle birlikte yarım greyfurt yemek de haftada 450 gram zayıflamaya yardımcı oluyor. Çünkü greyfurt, yağ depolayan insülin hormonunu düzenliyor. Lif bakımından zengin sebzelerin başında lahana, kıvırcık, kabak, mısır ve enginar geliyor.</p>
<p>Ehow.com isimli internet sitesinde yer alan habere göre, kilo vermenize yardımcı öğünler ve yiyecek çeşitleri şöyle:</p>
<p>Doyum</p>
<p>Doyum, kendini tok hissetmedir. Yemekten sonra daha fazla memnuniyet hissederseniz, bir sonraki öğünde daha az yersiniz. Kalori yoğunluğu aşırı yemeden tok hissetmenin anahtarıdır. Kalorisi yoğun olan yiyecekler arasında kabuklu yemişler, peynir, tam tahıllı gıdalar, patates gibi nişastalı yiyecekler, yağlı yiyecekler (ancak bunlar makul ölçüde yenmeli, önerilen porsiyon miktarı aşılmamalı) yer alıyor. Lifli olan düşük yoğunluklu yiyeceklerle birlikte kalorisi yoğun yiyecekleri az miktarda tüketin. Meyve ve sebzelerin de dahil olduğu düşük yoğunluklu gıdalardan günde en az 3-5 porsiyon yemeye çalışın.</p>
<p>Kahvaltı</p>
<p>Açlığınızı idare edilebilir seviyede tutmak için, günde birkaç kez az az yemek yiyin ve kahvaltının en doyurucu ve tatmin edici öğün olmasına dikkat edin. Kalp dostu bir kahvaltı vücudunuzun iştahı kesen leptin hormonu üretmesine yardım ediyor. Tam tahıllı gevrek ya da ekmek, bir parça meyve ve yumurta gibi az yağlı proteinden oluşan bir kahvaltı vücudunuzun yeterince leptin üretmesini sağlayacaktır. Bu da gün boyunca daha az yemek yemenize yardım edecek.</p>
<p>Tam tahıllı ve lifler</p>
<p>Lifli gıdalar sizi tok tutuyor. İngiltere’de yapılan bir araştırma, günde fazladan 14 gram lif yiyenlerin kalori alımını yüzde 10 azalttıklarını gösteriyor. Elma, yaban mersini, kivi, mango, hurma ve ahudududa bol miktarda lif ve çok az şeker bulunuyor. Armut da günlük lif ihtiyacınızın yüzde 15′ini karşılıyor. Birçok meyvede olduğu gibi armudu kabuklarını soymadan yerseniz sizi daha fazla tok tutar, sindirime yardım eder.</p>
<p>Her yemekle birlikte yarım greyfurt yemek de haftada 450 gram vermenize yardım edebilir. Çünkü greyfurt yağ depolayan insülin hormonunu düzenliyor.</p>
<p>Arpa, kepek, bulgur ve darı gibi tahılları içeren gevrekler de protein ve lif bakımından zengindir. Lifli sebzeler ise şöyle: mısır, enginar, lahana, kara lahana, kıvırcık salata ve kabağın her türü.</p>
<p>Baklagiller, kabuklu yemişler ve çekirdekler</p>
<p>Mercimek, fasulye, nohut ve diğer kabuklu baklagiller lifin yanında iyi bir az yağlı protein kaynağıdır. Kavrulmuş susam da salatalara ve pirince lezzet veriyor. Şeker oranı düşük olan ve kandaki glukoz seviyenizi artırmayan baklagiller, çok besleyicidir.</p>
<p>Sağlıklı yağlar</p>
<p>Kabuklu yemişlerde, zeytin ve kanola yağında, avokadoda ile keten tohumu ve balık gibi omega-3 bakımından zengin yiyeceklerde tekli doymamış yağ bulunuyor. Sağlıklı yağlar ayrıca gözlerin görmesine yardım ediyor.</p>
<p>Bitter çikolata</p>
<p>Antiosidan bakımından zengin olan bitter çikolata, vücutta yağ hücrelerinin birikmesini önlemeye yardımcı.</p>
<p>Kaloriler</p>
<p>Kalorili yiyecekler yemek, kilo verme yeteneğinize zarar verebilir. Çünkü vücudunuz metabolizmanızı yavaşlatarak kendisini açlıktan koruyacak. Düşük metabolizmada, vücudunuz vücut yağları yerine kaslardan yakacak. Bu nedenle etkili kilo vermek için dengeli ve sağlıklı beslenmek çok önemli.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biberhapitr.gen.tr/?feed=rss2&amp;p=40</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Makyajın cinselliğe etkisi ne kadar?</title>
		<link>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=38</link>
		<comments>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=38#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 11:52:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[Makyajın cinsellik açısından olumlu bir etkisi biliniyor. Peki, makyaj diğer insanların kişiye olan davranışını nasıl etkiler? Erkeklere yakınlaşmak için ilk adımı atma konusunda cesaret verir mi? Bu soruların cevaplarını merak eden uzmanlar ilginç bir araştırma yapıp soruların cevaplarını aradılar. İşte cevaplar… Yüz ve vücut boyamanın geçmişi 10,000 yıl öncesine uzanır. Romalılardan 2.000 yıl kadar öncesinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Makyajın cinsellik açısından olumlu bir etkisi biliniyor. Peki, makyaj diğer insanların kişiye olan davranışını nasıl etkiler? Erkeklere yakınlaşmak için ilk adımı atma konusunda cesaret verir mi? Bu soruların cevaplarını merak eden uzmanlar ilginç bir araştırma yapıp soruların cevaplarını aradılar. İşte cevaplar…<br />
Yüz ve vücut boyamanın geçmişi 10,000 yıl öncesine uzanır. Romalılardan 2.000 yıl kadar öncesinde bile doğal ürünler kullanarak makyaj yapıyorlardı: deodorantlar, saç boyaları, kırışıklık kapatıcılar, parfümleri ve çok daha fazlası.<br />
Yıllar boyunca kozmetik kullanımı törensel ve yüceltici nedenler de dâhil olmak üzere pek çok açıdan insanları etkilemiş ve çekicilik üzerinde önemli rol oynamıştır. Ancak modern zamanlarda makyaj daha çok cinsel çekicilikle bir tutulmaktadır.<br />
Sosyal Psikolog Nicolas Geugen’ in yaptığı yeni bir çalışma North American Journal of Psychology’ de yayınlandı. Bu çalışma kapsamında yapılan deneyde iki genç kadın Fransa’da bir barda oturdular. Birinci koşulda kadınlar makyajlı, ikinci koşulda ise makyajsızdı. Daha sonra kadınlar kendileri ile konuşmak için gelecek erkekleri beklediler.<br />
Deney kapsamında bir adam kadınlara yaklaşıp konuşma başlatacağı zaman kadınlardan birisi kollarını kavuşturarak deney yapanlara kontağın kurulduğunun işaretini verdi. Diğer kadın ise arkadaşlarının gelmesini beklediklerini söyleyerek adamı kibarca geri çevirdi.<br />
Bu uygulama 2 farklı barda 1 saat içerisinde 60’ dan fazla kez tekrarlandı ve gözlem yapıldı. İşte sonuç:</p>
<p>- Makyaj olmayan koşulda: İlk adam iki kadını gördükten sonra yaklaşık 23. dakika sonunda iletişim kurdu.<br />
- Makyaj olan koşulda: İlk adam kadınları gördükten yalnızca 17. dakikanın sonunda iletişim kurmaya çalıştı.<br />
Bu deneyden elde edilen sonuç makyajın, erkeklerin kadınlara yaklaşma hızını değiştirdiğini gösteriyor. Erkekler makyajlı olduklarında kadınlara daha çabuk yaklaşıyorlar. Makyajlı kadınlarla iletişim kurmaya çalışan erkek sayısı da daha fazla oluyor. Ancak bu eğlenceli araştırmanın bir diğer boyutunda araştırmacıların açıkladıkları bazı problemler de mevcut. Kadınların makyajlı ve bakımlı olmaları erkeklere daha fazla güven ve yaklaşma cesareti vermiş olabilir. İkinci olarak ise araştırma Fransa’da yapılmıştır.<br />
Psikolog Yasemin Yeşilyaprak, “Elde edilen bu sonuç bütün kültürler için geçerli olmayabilir. Farklı kültürlerde farklı sonuçlara ulaşılabilir. Bu çalışmada esas ilgi çekici olan makyajın sosyal ilişkiler üzerinde nasıl çalıştığıdır. Makyaj çekiciliği arttırırken öte yandan da iletişim kurmaya istekli olunduğunun göstergesi olarak algılanmaktadır” diyor.<br />
Makyaj sayesinde iş hayatında yükseliyorlar<br />
Bununla birlikte kozmetik kullanımı statünün de göstergesi olarak yorumlanmaktadır. International Journal of Cosmetics Science dergisinde yayınlanan bir araştırma makyajlı kadınların yüksek gelirli ve saygın işlerde çalıştıklarına dair bir izlenim oluşturduklarını ortaya koymuştur. Özetle bu çalışmada, dış görünüm için estetik cerrahiye kadar varan yöntemlerin kullanıldığı günümüzde, makyajın tüm masumiyetiyle beraber hala önemli anlamlar taşıdığı anlaşılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biberhapitr.gen.tr/?feed=rss2&amp;p=38</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biçimli kollar için egzersizler</title>
		<link>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=36</link>
		<comments>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=36#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 11:51:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=36</guid>
		<description><![CDATA[Aynanın karşısına geçip kollarınızı incelediğinizde gördüğünüz manzaradan memnun değilseniz yapacağınız egzersizlerle biçimli kollara kavuşabilirsiniz. İşte biçimli kollar için yapabileceğiniz egzersizler… Kış geldiği için çok mutlusunuz çünkü yazın tişört giymekten nefret ediyorsunuz. Sarkık olduğunu düşündüğünüz kollarınızdan şikâyetçisiniz ama ne yapsanız toparlanmıyorlar. Eğer spor için ayıracak vaktiniz ve bütçeniz yoksa haberimizde yer alan egzersizleri yaparak biçimli ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aynanın karşısına geçip kollarınızı incelediğinizde gördüğünüz manzaradan memnun değilseniz yapacağınız egzersizlerle biçimli kollara kavuşabilirsiniz. İşte biçimli kollar için yapabileceğiniz egzersizler…<br />
Kış geldiği için çok mutlusunuz çünkü yazın tişört giymekten nefret ediyorsunuz. Sarkık olduğunu düşündüğünüz kollarınızdan şikâyetçisiniz ama ne yapsanız toparlanmıyorlar. Eğer spor için ayıracak vaktiniz ve bütçeniz yoksa haberimizde yer alan egzersizleri yaparak biçimli ve seksi kollara kavuşabilirsiniz.<br />
Topla mekik çekin<br />
Bir topu iki elinizle tutun. Topla beraber, kollarınızı başınızın arakasına doğru uzatarak yere uzanın ve mekik çekmeye başlayın. 10 tekrarla başlayın, zaman içinde 2, 3 sete kadar çıkın.<br />
Kardiyo ile biçimlendirme çalışması<br />
Elinize 1.5 kiloluk ağırlıklar alın ve çene hizasında, yumruk atar gibi önce bir kolunuzu, ardından diğer kolunuzu öne doğru itin. Bu hareketi yaklaşık 30 saniye tempolu bir şekilde yaptıktan sonra, olduğunuz yerde zıplamaya başlayın. Zıplarken kolları düz bir şekilde omuz hizasına doğru kaldırın, sonra da kalça hizanıza indirin. Bu hareketi de yaklaşık 20-30 saniye yapmaya çalışın ve zaman içinde süreyi uzatmaya gayret edin.</p>
<p>Küçük toplarla kollarınızı çalıştırın<br />
Karnınızı içinize çekerek ve her bir elinizde bir top tutarak ayakta dik durun. Kollarınız yanlarda ve avuç içleri yukarı bakacak şekilde durmalıdır. Kolları yanlardan omuz hizasını çok az aşacak kadar, dirsekleri hafif kırarak ve omuzları hafifçe düşürerek yavaş yavaş yukarı kaldırın. Kürek kemiklerinizi aşağı doğru indirin. Kolları yavaşça 8 kez indirip kaldırın. Eğer yapabilirseniz tekrarlayın.<br />
Triceps germe (arka kol)<br />
Bu hareketlerin hepsinde, ayaklar omuz genişliğinde açık, dizler gevşek ve kalçalar gergin olmalıdır. Arka kol hareketine başlamak için jimnastik topunu başınızın üstünde, kollarınızı düz halde tutun. Üst kolları kulaklara yakın tutup dirsekleri kırarak, ön kollarınızı başınızın arkasına doğru, yere paralel hale gelinceye kadar indirin. Tekrar başlangıç pozisyonuna dönün.<br />
Triceps fırlatma (arka kol, pazu, omuz ve karın)<br />
Arada bir adım mesafe bırakarak, bir duvara yüzünüzü dönün. Topu, ilk harekette tarif edildiği gibi başın arkasında tutun. Üst kolları sabit tutarak, ön kolları doğrultun ve topu duvara fırlatın. Topu yakalayın ve kollarınızı başlama pozisyonuna indirin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biberhapitr.gen.tr/?feed=rss2&amp;p=36</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum kontrol hapları varis yapıyor</title>
		<link>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=34</link>
		<comments>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=34#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 11:51:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[Kadınların en büyük sorunlarından olan ve bacakların güzelliğinin önündeki engellerin başında gelen varislerin doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda daha sık görüldüğü tespit edildi. Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ayfer Aydın, varis tedavisinde en etkili yol olarak tanımlanan “Lazerle varis tedavisi” hakkında bilgi verdi. Kanın kalbe dönüşünü sağlayan toplardamarların genişlemesi olarak tanımlanan varis oldukça sık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların en büyük sorunlarından olan ve bacakların güzelliğinin önündeki engellerin başında gelen varislerin doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda daha sık görüldüğü tespit edildi.<br />
Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ayfer Aydın, varis tedavisinde en etkili yol olarak tanımlanan “Lazerle varis tedavisi” hakkında bilgi verdi.<br />
Kanın kalbe dönüşünü sağlayan toplardamarların genişlemesi olarak tanımlanan varis oldukça sık görülen bir şikâyettir.<br />
Kanı kalbe geri taşıyan toplardamarlar kan akışının kalbe doğru tek yönlü olmasını sağlayan kapakçıklar içerirler. Toplardamarlarda oluşan tıkanıklıklar ve aşırı basınç bu kapakçıkların düzgün kapanmasını engelleyerek geriye doğru kaçaklara sebep olurlar. Sonuçta bacaklardaki yüzeysel toplardamarlar genişler, uzar ve büklümlü ve yeşil-mavi renkli bir görüntü ile varisler oluşur.<br />
Kadınlarda daha sık rastlanıyor<br />
Erişkinlerin yüzde 20’sinde, 50 yaşını geçen kişilerin ise yüzde 50’sinde varis şikâyetleri görülmektedir. Östrojen hormonu varis oluşumunu tetiklediği için kadınlarda daha çok rastlanan bir rahatsızlıktır. Bu sebeple doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda daha sık görülür.<br />
Gebelik de varis oluşumu için önemli bir etkendir. Genetik özellikler de her rahatsızlıkta olduğu gibi varis oluşumunda da önemli rol oynar.<br />
Hastaların çoğu daha çok estetik kaygılar nedeniyle doktora başvuruyor ancak bu bir kozmetik sorun değil, hastalıktır. Varisli damarlar tedavi edilmediği takdirde giderek daha ciddi dolaşım bozukluğuna dönüşecektir.<br />
Varis ilerledikçe bacaklarda ve ayaklarda ağrılara, yorgun bacaklara ve ilerlediğinde zor iyileşen yaralara sebep olabiliyor. Yakınma hissedildiği anda bir uzmana başvurmak gerekiyor. Aksi takdirde varisin tedavisi güçleşiyor.<br />
En etkili yöntem lazer</p>
<p>Varis tedavisinde şu an en etkili yöntem lazerdir. Varis tedavisi konusunda varis çorabı halk arasında yaygın olarak kullanılır. Ancak varis çorabının tedavi edici özelliği yoktur, sadece ilerlemeyi durdurur. Kanın toplardamarlarda göllendiği damarlara yani varise etki etmez yalnızca kanın sağlıklı olan damardan kalbe dönüşünü artırarak dolaşımı düzenler ve hastalığın ilerlemesini durdurur.<br />
Tedavide artık yaygın olarak lazer kullanılıyor, cerrahi yöntem de lazerle tedavi edilemeyen son aşamadaki vakalarda damarın çıkarılması şeklinde uygulanıyor. Lazer yöntemi herhangi bir enjeksiyon gerektirmediği için enfeksiyon riski, morarma ve ağrı şikayetleri olmuyor.<br />
Diğer tedavi yöntemlerinden farklı olarak ışık damarların içinden değil, cilt üzerinden uygulanıyor. Uygun dozda lazer ışığı, varisli damarın üzerinde gezdirilerek varis tedavi gerçekleştiriliyor. Uygun doz çok önemli olduğu için mutlaka uzmanına yaptırılması gerekiyor.<br />
Varis tedavisinde damarlar henüz ince kılcal damarlar halindeyken tedavi etmek en doğru olanıdır. Her hastalıkta olduğu gibi erken tanı ve tedavi bu rahatsızlıkta da büyük önem taşıyor.<br />
Varis tedavi edilmezse…<br />
Bu bir dolaşım bozukluğudur, toplardamarlardan kalbe kanın dönüşü azalmıştır. Dolayısıyla orada temizlenemeyen kan vardır, o bölge oksijenlenmeyeceği için yaralar oluşur, ciddi ağrılar ortaya çıkar. Bacaklarda incelme, kırmızı- kahve renk değişiklikleri de görülebilir.<br />
İşlem süresi 45 dakika<br />
2 bacağında yoğun varis görülen hastalar dahi bir öğlen arasında tedavi edilebilir. İşlem süresi yaklaşık 45 dakikadır. İşlem sonrasında hafif bir ağrı görülebilir, ağrı eşiği düşük hastalarda da ağrı kesici krem ya da ilaç verilerek toleransı yükseltilebilir.<br />
Lazer uygulanan bölgelerde geçici bir kahverengileşme ya da morarma görülebilir. Tedavi tek seansta biter hasta daha sonra kontrol için çağırılır. Bacakların görünümü varis öncesi haline döner.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biberhapitr.gen.tr/?feed=rss2&amp;p=34</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elma sirkesi ile güzelleşme önerileri</title>
		<link>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=32</link>
		<comments>http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=32#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 11:51:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biberhapitr.gen.tr/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[Binlerce yıl önce, mahzende unutulan bir şaraptan tesadüf eseri keşfedilen sirkenin ciltteki lekelerden fazla kilolara, sağlıksız saçlardan varisli damarlara kadar birçok sağlık ve estetik sorununun çözümünde etkili olduğunu biliyor musunuz? Özellikle elma sirkesinin pırıl pırıl saçlar, lekesiz bir cilt ve incecik bir vücuda kavuşmanızda çok önemli katkıları var. Uzmanlar, evde kolayca uygulayıp mevsim geçişlerinde yorulan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Binlerce yıl önce, mahzende unutulan bir şaraptan tesadüf eseri keşfedilen sirkenin ciltteki lekelerden fazla kilolara, sağlıksız saçlardan varisli damarlara kadar birçok sağlık ve estetik sorununun çözümünde etkili olduğunu biliyor musunuz?<br />
Özellikle elma sirkesinin pırıl pırıl saçlar, lekesiz bir cilt ve incecik bir vücuda kavuşmanızda çok önemli katkıları var.<br />
Uzmanlar, evde kolayca uygulayıp mevsim geçişlerinde yorulan cildinizin bir çiçek gibi açmasını sağlayacak önerilerde bulunuyor. Bugüne kadar sadece sofrada kullanılan elma sirkesini güzelliğiniz için denemediyseniz, şimdi tam zamanı…<br />
Elma sirkesi ile kepeksiz saçlar<br />
Saçınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyuna elma sirkesi ekleyin. Saçlarınızın kepekten arındığını ve parlaklaştığını göreceksiniz.<br />
Elma sirkesi ile akne tedavisi<br />
Su ile seyreltilmiş elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi cildinizi yumuşattığı gibi, antiseptik özelliği ile akneye neden olan mikropları öldürecektir.</p>
<p>Elma sirkesi ile ciltteki lekelerden kurtulmak<br />
Dörtte bir litre suya, üç çorba kaşığı elma sirkesi ekleyip, kaynayıncaya kadar ısıtın, ateşi kısın. Başınıza bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Yarı yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü silin. Haftada iki kez tekrarlayabilirsiniz.<br />
Elma sirkesi ile varisli damarların tedavisi<br />
Bir bezi elma sirkesine batırıp, sıkın. Bezi varisli bölgeye sarın ve 30 dakika bekletin. Bu süre içinde bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin. Sabah-akşam tekrarlayın.<br />
Elma sirkesi ile zayıflamak<br />
Bir bardak suya bir-iki kahve kaşığı elma sirkesi ve bir kahve kaşığı bal ekleyip, karıştırın. Uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında, düzenli kilo vermenize katkı sağlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biberhapitr.gen.tr/?feed=rss2&amp;p=32</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
